İçeriğe geç
comesyria.
Lazkiye · 18. yüzyıl

Lazkiye Han el-Hinta (Buğday Hanı)

Lazkiye’nin buğdayını limana taşıyan Osmanlı hanı: ilk kaydı 1726, cephesinde Roma caddesinden kalma granit sütunlar. Bugün metal deposu, cephesi sokaktan görülüyor.

Ziyaret saatleri
Cephe sokaktan her saat görülüyor; iç avlu çalışan bir depo, girmek için izin iste
Giriş
Ücretsiz (dışarıdan)
Süre
15 dakika
En iyi zaman
İş saatlerinde, dükkânlar açıkken; avluya bakmak için izin istenecek biri bulunuyor
Dönem
Osmanlı (Roma sütunları üzerinde)
Adres
Uveyne mahallesi, Gafiki Caddesi ile Ömer bin Hattab Caddesi köşesi, Lazkiye

Lazkiye’nin eski çarşı bölgesinde, kırsaldan gelen buğdayın depolanıp limandan satıldığı bir Osmanlı hanı. Şehirde ayakta kalan birkaç handan biri. Adı da işinden geliyor: Han el-Hinta, yani Buğday Hanı. İçi ziyaretçiye açık bir mekan değil, bugün çalışan bir metal deposu. Yine de güney cephesi, Roma döneminden kalan granit sütunlarıyla sokaktan okunuyor.

Nasıl gidilir

Han Uveyne mahallesinde. Güneyinde Gafiki Caddesi, batısında Ömer bin Hattab Caddesi var. Doğusunda, Belat eş-Şühada sokağının karşısında Cedid Camii duruyor; batıda Ugarit Meydanı, doğuda Gafiki Parkı. Cedid Camii’ni bulan, bir sokak batıya yürüyünce hanın önüne çıkıyor.

Neden iki adı var

Han el-Hinta adı buğdaydan geliyor. Lazkiye’nin kırsalı buğday üretip dışarı satıyordu ve hanın çarşının ortasında, limana yakın durması bundan. 1907 tarihli bir belgede ise Yeni Han diye geçiyor: Cedid, yani Yeni Cami’ye ve yakındaki yeni kahveye komşu olduğu için.

Ne görülür

Hanın adı ilk kez 1726 tarihli bir Osmanlı belgesinde geçiyor; 1870 ve 1907 belgelerinde de anılıyor. O zamanki sahipleri İbnü’d-Düveyr diye bilinen Ömer Ağa ile Kaplan Paşa’nın oğullarıydı. Yapı kum taşından, yaklaşık 1300 metrekare. Ortada gökyüzüne açık, 400 metrekareye yakın bir avlu, çevresinde tonozlu odalar, eyvanlar, revaklar, bir kuyu ve üst kata çıkan taş merdivenler var. Üst kattaki odaların bir kısmının tavanı ahşap.

Güney cephesi yaklaşık 60 metre uzunluğunda ve iki katlı. Zemin katta beş sivri kemer granit sütunlara oturuyor. Cephede toplam 13 granit sütun, beş metreyi aşan boylarıyla yarı yarıya toprağa gömülü duruyor. Bunlar sonradan getirilmiş parçalar değil: Roma Laodikeia’sının doğu-batı yönündeki ana caddesini süsleyen revakın sütunları ve hâlâ ilk yerlerinde.

Bugüne nasıl geldi

Lazkiye 17. yüzyılın sonunda ve 18. yüzyılın başında kıyıdaki hac yolunun durağı olarak büyüdü ve hanlar o dönemde çoğaldı. Fransız mandasında şehir Batı tarzı planla yeniden düzenlenince hanlar gerilemeye başladı. Han el-Hinta’nın üst katı otele, bir bölümü büroya ve kahvehaneye döndü; caddeye bakan odalar sokağa kapı açan dükkânlara çevrildi. Sütunlu Roma caddesi önce çarşıya, sonra sebze ve kümes hayvanı pazarına dönüştü. Güneydeki Gafiki Caddesi, eski adıyla Suk el-Avamid, 1958’de genişletildi. Üst kattaki kuzey odalar 1980’lere kadar otel olarak kullanıldı. Yapı 1999’da tarihî yapı olarak tescillendi. Bugün dükkânlar ve metal ticareti yapan bir deponun elinde.

Ne kadar sürer

On beş dakika. Güney cepheyi Gafiki Caddesi boyunca yürümek ve sütunları saymak yetiyor. Avluya bakmak için depodakilerden izin istemek gerekiyor.

Neyi kaçırma

Dükkânların arasındaki granit sütunlar. Vitrinlerin arasından geçen yaya onları çoğu zaman bina direği sanıyor. Aslında iki bin yıl önceki Roma caddesinin çizgisini gösteriyorlar: sütunların sırası, bugünkü caddenin altında kalan eski caddenin yönü.

İpuçları

  • Gafiki Caddesi boyunca yürü ve granit sütunları say; toplam 13 tane
  • İçerisi çalışan bir metal deposu: avluya girmeden önce sor, yük taşınırken yol verme
  • Cedid Camii bir sokak doğuda; ikisini aynı yürüyüşte gör

Şeffaflık

Seçim kriteri
Kayıt elle yazıldı; ziyaret saati, giriş ücreti ve koordinat alan olarak tutuluyor. Kesin bilinmeyen alan "değişken" olarak işaretlenir, tahmin yazılmaz.
Bilgiler şu tarihte doğrulandı
Eylül 2026
Son güncelleme
15 Eylül 2026